KEFALET SÖZLEŞMESİ

Kefalet sözleşmesi, güvence sağlamak amacıyla hazırlanan, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ödememesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiğini gösteren bir sözleşmedir. Kefalet sözleşmesi tek tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Tek tarafa borç yükleyen sözleşmelerde sözleşmenin iki tarafı olması ve sözleşmenin hukuki sonuç doğurması adına, karşı tarafın kabulü gerekse de taraflardan yalnızca biri borç altına girmektedir.

Kefalet sözleşmesinin özelliklerinden kısaca bahsetmemiz gerekirse;

  • Alacaklı ile kefil arasındaki kefalet sözleşmesinde borçlu, 3. kişidir. Borçlu ve alacaklı arasındaki hukuki sözleşmeden farklı bir hukuki ilişki mevcuttur.
  • Sözleşmenin kurulması için borçlunun iznine veya onayına ihtiyaç yoktur.
  • Borç ilişkisi satım, kira, ödünç gibi çeşitli nedenlerle olabileceği gibi haksız bir eylem veya sebepsiz zenginleşmeden de kaynaklanabilir.
  • Kefalet sözleşmesi mevcut ve geçerli bir borç için düzenlenir.
  • Kefalet sözleşmesinden doğan borç feri borç niteliğindedir. Asıl borç söz konusu değilse geçerli bir kefalet sözleşmesi kurulamaz. Asıl borç sona erince kefalet de kendiliğinden biter.
  • Kefalet tali yani ikincildir. Alacaklı, kefile başvurmadan önce borçluya ulaşıp onu borcunu ödemeye zorlar, bunu hukuki yolla takip eder, sonuç alamazsa kefile başvurur.
  • Kefalet sözleşmesi ivazsızdır yani karşılıksızdır.

Kefalet sözleşmesinin şekil şartlarından da kısaca bahsetmemiz gerekirse;

  • Kefalet sözleşmesi, yazılı olmak zorundadır.
  • Kefilin sorumlu olacağı azami miktarı ve kefalet tarihini belirtmelidir.
  • Kefilin, miktarı, tarihi ve müteselsil kefil ise bu sıfatla yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmelidir.
  • Sözleşmede sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.

Kefalet sözleşmesi için temel unsurların oluşması gerekir. Bu unsurlar;

  • Mevcut ve geçerli asıl borcun bulunması: Kefalet sözleşmesi, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir. Ancak, gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de bu borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere kefalet sözleşmesi kurulabilir. Asıl borca bağlı olan kefalet başka bir borç ya da sözleşme için kullanılamamaktadır. Kefaletin bağlı olduğu borç sona erdiğinde kefalet sözleşmesi de geçerliliğini yitirmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki kefil asıl borçlunun borcunu değil, kefalet sözleşmesinden doğan kendi borcunu ifa etmektedir.
  • Evliyse eşin rızasının alınması: Eşlerden birisi mahkemece verilmiş  bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir.
  • Kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması: Kefilin, kefil olmayı kabul ettiğine dair irade açıklaması yazılı biçimde olmalı ve kefil tarafından imzalanmalıdır. Kefil olunduğuna dair sözleşme metni;
  • Yazılı biçimde yapılmalı
  • Kefilin sorumlu olacağı en yüksek tutar açıkça gösterilmeli
  • Kefalet tarihi belirtilmelidir

Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.

Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.

Geri
Whatsapp Mesaj
Hemen Ara